Oyun ve oyuncaklar çocuklar için uyarıcıdır. çocuk uyarıcıyı fark ettiğinde görme algısı, sesi işittiğinde işitme algısı, oyuncak eline verildiğinde dokunma algısı harekete geçer. Keşfetme ve öğrenme oyuncaklar ile gerçekleşir.
Oyun yoluyla çocuk sosyalleşir. Grupta yer almayı ve gruba uyum sağlamayı öğrenir. Gerçek duygu ve düşüncelerine oyun yoluyla açığa çıkar. İç dünyasını yansıtır. Kendi dünyasını tanır ve denetleyebilir.
Oyunun özellikleri şöyle sıralanabilir:
Oyun kendiliğinden ortaya çıkar, mutluluk ve rahatlık oyuna eşlik eder. Oyun duyu organlarında, sinir ve kaslarda zihinsel düzeyde oluşur ve bu üç düzey birlikte işler.
Oyunda deneyimler tekrarlanır çevreyi taklit görülür ve yani şeyler denenir keşfedilir.
Oyun zaman ve mekânı kendi sınırlar.
Oyun çocuğun iç dünyasını dıştaki sosyal dünya ile birleştirilmesine yardım eder.
Oyun düzenli gelişim aşamaları gösterir
çocuğa yararlarının sayılamadığı oyun ve oyuncaklar, özürlü çocuklar içinde hayati bir ihtiyaçtır. özürlü çocukların oyun ve oyuncağa hava su kadar, işitme özürlünün işitme cihazı, görme özürlünün bastonu kadar ihtiyacı vardır. Oyun oynamayan çocuğun yemek yemeyen uykuyu ret eden çocuklar kadar endişe verici olduğunu söylemektedir. Eğer bu çocuk engelli ise
daha fazla endişelenmek gerekir.
Dramatik oyunlar zekâ engelli çocukların öğrenmelerini ve kendilerini ifade etmelerinde normal çocuklardan daha fazla yararlı olur. Zekâ engelli çocuklar bu oyunlar sırasında gerçeğe daha yakın tutulmalıdır. Drama sayesinde problemlerini kendi düzeyinde algılama çözme ve açıklama imkânı bulurlar.
Montessori oyuncakları üç boyutlu olduğu için, çocukların duyu motor yeteneklerinin gelişmesine yardımcı olur. Zekâ engelli çocukların oyun ve eğitim ihtiyacının karşılanmasında yardımcı olur.
çocuğa zevk veren oyunlar basit fiziksel temas (Kucaklama, okşama, öpme, gıdıklama v.b), görsel oyunlar(Dil ve baş hareketleri v.b) ve ses oyunları (üfleme, ses çıkarma, şarkı söyleme, el çırpma v.b)’dır