Hayatin tesadüfler üzerine kurulmadığı inancına sahip olalı epey oldu. Bu yüzdendir ki karşılaştıklarımı, yaşadıklarımı, duyduklarımı ve dinlediklerimi göz ardı etmeyi çok uzaklarda bıraktım…
Bir şarkı çalıyor radyoda … hep rastlıyorum… ağzıma takılıyor… hep onu söylüyorum… Hayatımın kendimi yargılamakla geçirdiğim dönemlerinden birinde … Herşey içimde, ben değişirsem herşey değişir demişim kendi kendime, ama bu değişim noktasına değil de bir mahkeme salonuna gelmişim sanki… sürekli suçluyorum kendimi ; verdiğim kararları, bıraktığım işleri, söylediğim lafları, aldığım kıyafetleri bile … Saada süresi belli olmayan bir duruşmada … hep sanık , hep sanık. Yüzüme vurdu önce sanıklık, enerjimi çekti. Sonra bedenime, seçtiğim kıyafetlere. Aynada kısa vakit geçirmeler kendimle. Bazen insan çekemez olur ya kendini… ben de çekemiyordum iste …
Sonra bir sabah uyandım. Yine aynı şarkı Powerturk ´te … dinledim … bu sefer tesadüf olmadığını bile bile … bana bir şey söylüyormuş meğerse Sezen J
Masum Değiliz diyordu Sezen … hiçbirimiz… ben ise 3 kelime ile özgür kaldım bitmek bilemeyen davadan ; ‘’içindeki çocuğa sarıl’’
İhtiyacım olan oydu … içimdeki çocuğa sarılmak. Her kararımı verirken elimden gelenin en iyisini yaptım. Şimdi daha iyisi geliyorsa elden geçmişteki Saada’yı yargılamaya ne gerek var? Sahne benim , oynarım yenisini … Doğduğum günden bir dakika önceme kadar her kararda farklı Saada var … sarılmalıyım ona … çünkü o elinden gelenin en iyisini yaptı … her zaman… tıpkı şimdi olduğu gibi …
Sevgimle